Hayal Etmek

                        Fiziğimiz fizik kanunlarıyla, sosyal hayatımız da sosyal kurallarla sınırlandırılmıştır. Bu sınırların ilki tabiatın hakkı, diğeri ise canlıların hakkıdır. İkisi birden canlı ve cansız tabiatın işleyişini dengeleyerek kaosun oluşmasını engeller. Bunlar ihlal edildikçe de canlı veya cansız varlıklar zarar görmeye başlar. Bu gereklilik nedeniyle arzuladığımız özgürlüğün milyarda birini dahi kullanamıyoruz. İstemesek de arzuladığımız özgürlüğün tamamına yakını bu dengeye bağışlanmıştır. Fakat zaten istediğimiz özgürlüğün tamamı hakkımız da değildir. Ne var ki hakkımız olmasa bile bu konudaki istek ve ihtiyacımız yok olmuyor.

                Çoğumuz, kaos ve zarar oluşturmayacak, ayrıca başkasının hak ve özgürlüğüne engel olmayacak bir formda, arzuladığımız özgürlüğün tamamını kullanabileceğimiz başka bir hayatımızın da olmasını isterdik. Aslında Yaratan bize böyle bir hayatı da bağışlamıştır. Çoğunlukla değerinin, gerekliliğinin ve anlamının farkında olmasak da özgürlüğün tamamını kullanabildiğimiz bir dünyamız daha vardır ki bu dünya; hayallerimizden oluşan bir dünyadır ve herkesin kendisine özeldir. Hatta bunu dünya ile ifade etmek yetersizdir, kişiye özel özgür bir evren demek daha açıklayıcı bir ifadedir. İnsandaki sınırsız özgürlük ihtiyacına bir karşılık olarak verilen hayal aleminin gerekliliği, değeri ve anlamı çoğu insan tarafından bilinmemektedir. Bu bilgi ve farkındalık eksikliği nedeniyle çoğu insan hayal alemini etkisiz alan olarak görmektedir.. Kuşkusuz bu durum; evrenin ve canlılığın işleyişini bilmemekten kaynaklanmaktadır. İnternetin sanal dünyasında gezinip insandaki doğal ve daha özgür olan hayal alemini anlamlandıramamak trajik bir çelişkidir. İnternette belli bir hedef kitleye bir kısım paylaşımlar sunulduğu gibi hayallerin de bir kısmı belli bir kişi veya kitleyle paylaşılabilir.

                   Peki hayal nedir ve bize ne gibi faydaları vardır? İnsan beyninin iki türlü kamerası mevcuttur; biri göz, kulak, burun, dil ve deri gibi beş duyu organımızın oluşturduğu objektifle elde edilen görüntü, ses, koklama ve tensel duyulara, diğeri de daha önce elde edilmiş olan bu bilgileri farklı kombinasyonlarda  sübjektifle elde edilip görüntülenen yeni bilgilere karşılık gelir. Beynin objektifine yakalanan objeler objektif hayatımızı yani gerçek dünyamızı, beynin sübjektifine yakalanan subjeler ise sübjektif dünyamızı yani hayal dünyamızı  oluşturmaktadır. İlginç görülse de gerçek ve hayal dünyası birbirine denk ve eşit  gerekliliktedir. Bilgi, düşünce, duygu ve tasavvurlarımızın hepsi hayal alemimizin sınırları içinde yer almaktadır. Gerçek dünyamızda objeler kalıcı  subjeler geçici iken, hayal alemimizde subjeler kalıcı objeler geçicidir. Bu kalıcılık ve geçicilik ise toplam hayatımızı oluşturmakta ve canlılığın sürdürülebilir dengesini sağlamaktadır. Hayaller; edinilmiş bilgilerin isteğe bağlı herhangi bir formatta yeniden görüntülenebilmesidir. Ancak hayal aleminin gerçek dünyamızdan farklı olan en büyük avantajı herhangi bir engelle karşılaşmadan işleyebilmesidir. Hayal ettiğimiz bilgi, eylem, duygu, düşünce ve tasavvurumuzun doğru veya yanlış olması sosyal hayatın kurallarıyla sınırlandırılmadığı gibi, fizik kanunlarıyla da sınırlandırılmamıştır. Hayallerimiz sadece evrenin çapıyla sınırlıdır. Yani sadece evrende bulunmayan bir şeyi hayal edemeyiz. Konuşan bir taş, ağlayan bir ağaç ve sevinen bir duvarı hayal edebiliriz çünkü konuşma, taş, ağlama, ağaç, sevinme ve duvarın her biri  ayrı ayrı ve bağımsız olarak evrende mevcuttur ve biz sadece bunları birleştiriyoruz.  Evrende olmayan bir şeyi hayal etmek demek, zamana tabii olmayan, uzayda bulunmayan, en, boy ve yükseklik gibi boyutsal özellikler içermeyen, rengi olmayan, aşağıda, yukarıda, ileride, geride, sağda, solda, yanda, kenarda, ortada, köşede,  havada ve yerde olmamak gibi yönden bağımsız olan, durgun veya hareketli olmayan, hacmi ve ağırlığı olmayan, enerji, kuvvet, duyu ve etkileşimi bulunmayan bir şeyi hayal etmek demektir. Kuşkusuz bütün bu özelliklerden hiçbirini içermeyen bir şey asla hayal edilemez. Ne kadar uçuk bir şey hayal ederseniz edin mutlaka yukarıda anlatılan niteliklerden biri veya bir kaçını içerecektir ki bunlar da evrende zaten daha önce mevcuttur.  Böylece bütün özgürlüğüne rağmen ne kadar güçlü olursa olsun hayallerimiz evrende olmayan bir şeyi oluşturamaz ve beyinde canlandıramaz. Bunlar akla hitap edebilir ama  asla hayalleri kurulamaz.

 

               Ancak hayallerimiz evrenin içinde hiçbir engel tanımadan işleyebilir. Işık hızında yani saniyede 300 bin kilometre hızla gitseniz bile ancak birkaç milyar yılda varabileceğiniz bir gezegene hayallerimiz sayesinde bir saniyede ulaşabilir, orada kahvaltı yapabilir ve sorunsuz bir şekilde geri dönebiliriz. O gezegende su, oksijen, barınak ve yiyecek bir şeyin olmaması sorun değildir, hayalimizle orada hepsini oluşturabilir , ya da bunlar olmadan yaşayabileceğimiz bir yapıya bürünebiliriz. Yaşımızı küçültebilir, zamanda yolculuk yaparak geçmişe veya geleceğe yürüyebiliriz. Geçmiş zamandaki olumsuzlukları telafi edebilir, fiziğimizin güzel olmayan yönlerini düzeltip dünya güzeli olabiliriz. Geçmiş, şimdi veya gelecekteki aşk dünyamızı yeniden dizayn edebilir, sevdiklerimizi her zaman yanımızda bulundurabiliriz. Uğradığımız zulüm ve haksızlıklara gereken ceza ve karşılığı verebilir, dünyanın en güçlüsü ve en zengini olabiliriz. Sadece kendimizi değil, diğer insanları, çevremizi, dünyamızı, zamanı, uzayı ve hatta bütün bir evreni istediğimiz şekilde yeniden dizayn edebilir isteğimiz doğrultuda yeniden şekillendirebiliriz. Sosyal ve fizik kanunlarını değiştirebilir istediğimiz kuralları koyabilir veya ihlal edebiliriz. Bütün bunları dünyada yaşayan her bir insan ayrı ayrı yapabilir ve hiçbirinin hayali uygulamaları bir diğerininkine engel teşkil etmez ve hiç hiçbir şekilde canlı veya cansızlara bir zarar oluşturmaz. Böylece her bir insana kendi isteğince dizayn edebileceği, başkasına engel olmayacağı, sınırsız bir özgürlüğü barındıran tamamen kişiye özel birer evren bağışlanmıştır. Bu evrene istediğinizi alabilir, istediğinizi çıkarabilir ve bunu defalarca değiştirerek yapabilirsiniz. Bu dünyanın hiçbir engeli ve kuralı bulunmuyor. Hayal edip daha sonra hoşunuza gitmediğini fark ettiğiniz, yahut bıktığınız uygulamaları geri alıp yeniden ve yeniden şekillendirebilirsiniz. Bu evrende doğruyu da, yanlışı da, makul olanı da, uçuk, saçma sapan ve makul olmayan şeyleri de yapma özgürlüğünüz vardır ve bu özgürlük kimseye zarar vermemektedir. Ancak hayallerinizi gerçek dünyaya taşımak istediğinizde onları gerçek dünya ile uyumlu hale getirmeniz zorunludur. Çünkü gerçek dünyanın tamamı hayallere taşınabilir ama hayallerin tamamı gerçek dünyaya taşınamaz. Hayal dünyasına göre gerçek dünya  daha dar ve sınırlarla çevrili olduğu için hayallerimizin tümünü içine sığdıramamakta ve sindirememektedir. Aslında herhangi bir eylemle uğraşmadığımız zamanlarımızın tümünü hayal dünyasında geçirmekteyiz. Düşünerek, analiz ederek, tasarlayarak, tasavvur ederek, duygulanarak, üzülerek, sevinerek, niyetlenerek, karar vererek veya vazgeçerek  geçirdiğimiz bu zamanlar fiziksel dünyamızdaki aktivitelerden daha fazla bir alan işgal etmektedir.

 

                 Kuşkusuz hayal dünyası gibi bir özgürlüğe de ihtiyacımız vardır ve kimseye zarar vermeden gerçek dünya ile birlikte yaşayabileceğimiz bu dünyanın bize ve çevreye sağladığı çok sayıda faydası bulunmaktadır. Bir haksızlık karşısında vurmak, yaralamak, öldürmek veya başka türlü orantısız zararlar vermek yerine hayal dünyamızda gerekli karşılığı vermek suretiyle öfkemizi kritik seviyenin altına düşürebiliriz. Çok arzulayıp da elde edemediğimiz bir şeyi de hayal dünyamızda edinerek gasp, zorbalık, hile veya şiddet yolu ile bunu edinmeye götüren hırsın eşik dozunu düşürebiliriz. İstenmeyen olayların çoğunun bu kritik seviyelerde gerçekleştiği düşünüldüğünde hayal dünyamızın  bize ve çevreye nasıl bir emniyet sağladığı daha iyi anlaşılabilir. Hayallerimizin bize sağladığı en büyük faydalardan biri de kuşkusuz özgürlük ihtiyacımızın önemli bir kısmını karşılamasıdır. Ömür boyu karanlık bir hücreye kapatılmış bir tutsağın hücredeki en büyük özgürlüğü hayalleridir. Herhangi bir nedenle tek başına bir mekanda yahut bir zamanda yaşamaya mecbur kalmış yahut kalabalıklar içinde yapayalnız kalan her insan için de durum böyledir. Bunun tersi de geçerlidir. Kalabalıklardan, aşırı gürültü ve hareketlilikten şikayet edenlerin aradığı sükunet için de aynı durum söz konusudur. Bunların dışında hayallerimiz hayatımızı süsleyip bizi mutlu etmektedir. Bilim ve teknolojinin en büyük güç rezervi yine hayallerimizdir. Bu gün gelinen gelişmişlik düzeyinin bir zamanlar birilerinin hayalleri olduğunu unutmamak gerekiyor. Geçmişte milyonlarca insanın ölümüne yol açan sıtma ve benzeri hastalıkların tedavisi bu hasta ve yakınlarının umut ve hayallerini süslerken bir çok bilim insanının da hayallerini oluşturmaktaydı. Umut, arzu ve merak hayale dair unsurlardır ve bu sayede geçmişte çözümsüz görünen yığınla sorun bu gün bu hayaller sayesinde çözümlenmiştir. Hayallerimiz, olanaksız gibi görünen çıkmazlarda bir yol bulununcaya kadar yürümemizi sağlayan yedek bir yoldur, ancak hayallerimizin gerçek dünya ile temas etmesi sırasında bunu ciddi bir kontrole tabi tutmak da zorunludur.  Hayallerimizin önünde herhangi bir engel olmadığı için kimsenin hayallerimize müdahale etme hakkı yoktur ama adaletin de gerçek hayatın kurallarından biri olması ve bu hayatın sınır ve engellerle çizili olması nedeniyle  hayalleri gerçek dünyaya taşırken kimsenin gerçek dünyasını duygu ve hayallerimize göre şekillendirmeye  hakkımızın bulunmadığını bilmeliyiz. Hayaller kişiye özel, gerçek dünya ise paylaşımlıdır. Paylaşılan hayatlarda ortaklaştırılmış adalet ve kuralların işlemesi kaçınılmazken hayal dünyasının adalet ve kural koyucusu kişinin bizzat kendisidir. Hepsinin sahibi ve yaratıcısı da Yüce Yaratıcıdır.

Z. Abidin Toprak

Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum Yaz

Diğer Yazılar

Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Global Akılsızlık

06.10.2017

              Dünya insanları global olarak ne kadar akıllıdır? Bu soru karşısında çoğumuzun aklına, bilim ve teknolojideki sıra dışı ve baş döndürücü icat ve gelişmelerden hareketle  çok akıllı oldukları gelecektir. Ama bu gelişimi gerçekleştirenler, dünya nüfusuna oranla sayıca son derece az olan bilim in...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Hayatın Kaçınılmaz Değeri (Öykü)

25.08.2017

             Yürümeyi henüz öğrenmiş olan sevimli kız çocuğu, erkek kardeşiyle aynı haklara sahip ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Evrendeki Toplam Bilgi

25.07.2017

            Bilgi nedir? Her şeyin bilgisi diyebileceğimiz kâinatın toplam bilgisi ölçülebilir mi? ...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Her Şeyin Teorisi (Sicim Kuramı)

01.04.2017

               Her şey bir şeyden mi yaratıldı ? Eğer böyleyse madde, enerji, zaman, uzay, ve çoklu evrenlerin ham kaynağını oluşturan  o “şey” nedir, nasıl bir varlıktır, neye benzemektedir, ne kadar küçüktür, ne yapmaktadır ve evrenimizi/evrenleri nasıl şekill...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Bu Akşam Her Şey Büyüyecek

06.02.2017

             Bir pazar sabahı koltuğunuza yan uzanmış sehpadan kahvenizi yudumluyorsunuz. Ancak birazdan sıra dışı bir olay ger...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Dışarıdaki Bir Gözlemci Evrenimizin Genişlemesini Nasıl Algılar?

20.01.2017

Tabiatta çok değerli ve bir o kadar da cazip sırlar bulunmaktadır. Bu sırlar bazen algılarımıza sığmayan, bazen çok ilginç, bazen de evren içinde başka istisnası olmaya...


Devamını Gör
Z.ABİDİN TOPRAK

Z.ABİDİN TOPRAK

Kadını Nasıl Sevmeli

17.07.2016

Kadını nasıl sevmeli, onu nasıl düşlemeli ve onunla hayat nasıl paylaşılmalıdır? Gerek ruhsal gerekse fiziksel bağlamda kadın ve erkek arsındaki aşırı benzerlik ile aşırı benzersizlik cazibenin dozunu düşürüyor. Bunun bir kritik eşiği olmalıdır. Öyle görünüyor ki kadın ve erkek arsındaki farklar ile benzerlikler tam olarak olması gerektiği gibi t...


Devamını Gör